27 Nisan 2010 Salı

Batı ve Doğu Roma İmparatorluğu

Alaric
Alaric
BATI


Stilicho’nun yüzyüze kaldığı ana problem, Alaric liderliği altındaki Vizigotların memnuniyetsizliğiydi. Bu Gotlar, Theodosius’us Eugenius’a karşı kullandığı gücün ana unsurunu oluşturuyordu, ve Frigidus Savaşı’nda Roma birliklerini koruyabilmek ve Gotların gücünü kesebilmek için bilerek tehlikeye sokuldukları için çok kayıp vermişlerdi. Alan ordusunun geriye kalan kısmı hala İtalya’dayken onlar Balkanlar’a çekildiler ve 395 yılında alenen bir isyan başlattılar. Stilicho alan ordusunu onlara karşı kullandı, ve güya onları yenmek üzereyken doğu yönetimi bencilce birliklerini geri çekme talebinde bulunmuştur. 396 yılında, Vizigotlar Yunanistan’da kontrolsüzce çapulculuk yapıyorlardı. Sonraki yıl Stilicho Balkanlara geri döndü, fakat tekrar, zafer kazanmadan seferi terk etti (belki de Afrika’da bir isyan patlak verdiğinden). Bu bir yıl içerisinde bastırılabildi. Bu arada, 397 yılında, Vizigotların başı Alaric’e, anlaşılan Stilicho’nun Balkanlar’dan geri çekilmesinden sonra bir Roma generali gibi bir konum verildi. 398’de Stilicho kızını Honorius’a vererek konumunu daha da güçlendirdi. 397’ye kadar sakin duran ve resmi konumunu Gotları silahlandırmak için kullanan Alaric, batıda bölge aramaya karar verdi. 401 güz’ünde, Stilicho, Raetia ve Noricum’a yönelik olan Vandal istilasıyla rahatsız oldu ve Alaric, Kuzey İtalya’yı istila etmek için fırsat yakalamıştı. Honorius, Alaric’in kuşatma altına aldığı Milano’daydı. Stilicho bu süreçte, sadece Vandalları geri itmekle kalmadı, aynı zamanda Alaric’e karşı olan sefer için onlardan birlik aldı. 402 kış’ında Alaric’i kuşatmayı terk etmeye ve batıya Pollentia’ya geri çekilmeye zorladı. Orada, Paskalya gününde oldukça kızışmış bir mücadele yaşandı. Kimse zaferi elde edemedi, fakat Gotlar kamplarını terk ettiler ve Stilicho Alaric’in ailesini yakaladı. Gotlar, İtalya’nın kuzeydoğu sınırına çekilmeye karar verdiler, fakat 403 yılında tekrar saldırdılar. Stilicho onları bu sefer de Verona’da yendi ve Gotlar da doğu yönetimi üzerinde kontrol kurmaya yönelik her türlü teşebbüse karşı ona yardım etmeye hazır şekilde Dalmatia ve Pannonia arasındaki bölgeye çekildiler. 405 sonlarında, çoğunluğu Ostrogotlar’dan oluşan bir grup İtalya’ya saldırdı. Stilicho’nun alan ordusu bu istilayı savuşturabilecek kadar yeterli sayıda sayılmazdı, Ren sınırından Roma birliklerini ve Danube’nin karşısından kiralık Hun birliklerini çağırmak zorunda kalmıştı. 406 sonlarında Stilicho nihayet dağınık istilacıların üstesinden gelebildi. Bu zaferin yan etkisi Galya’da bir felakete yol açtı. 406 yılının son gününde, çok büyük sayılardaki istilacılar nehrin karşısına akın ettiler, ve Roma kontrolü asla yeniden sağlanamadı. Bu durumla uğraşmak yerine, Stilicho görünüşe göre, Galya’yı kaderine terk etmeye karar verdi. 408 yılında, Alaric bir kez daha İtalya’ya girmeye karar verdi. Bu yılın baharında Arcadius da ölmüştü, ve Stilicho kör bir azimle orada kontrol elde etme amacının peşine düştü. Stilicho Ağustos’ta yola çıktığında, Honorius’un maiyetindeki bazı kimselerce bir darbe gerçekleştirildi. Stilicho’nun destekleyicileri öldürüldü. Stilicho durumu araştırmak için geri döndü ve yakalandı, uysalca teslim oldu. Gecikmeden idam edildi. Alaric, Stilicho’nun ölümünden sonraki güz boyunca,İtalya işgaline devam etti ve 410 yılında Roma’ya girdi ve kenti yağmaladı. Bu yağma hareketi hem paganlar hem de Hıristiyanlar için çok büyük bir darbe oldu. Roma’nın düşmesi demek imparatorluğun düşmesi hatta dünyanın sonu demekti. Alaric yağmaladığı mallarla güneye yönelip orada bir donanma kurdu. Amacı Afrika’ya geçmekti. Fakat donanma çıkan bir fırtınada yok oldu ve Alaric de kısa bir süre sonra öldü.

DOĞU


İlk bakışta doğu’ya gelecek dış saldırılar batıdakilerden daha ciddi görünüyordu. Batının sınırlarında parçalanmış Germen kavimleri, doğunun sınırlarında ise güçlü bir Sasani devleti vardı. Ancak Perslerle dostluğa dayalı ilişkiler kurulmuştu. Ve gerçekte her iki taraf da birbirlerini yok edemeyeceklerini ve sadece birbirlerine kayıplar verdireceklerini biliyorlardı. Bu sebeple yaklaşık yüz elli yıl barış dönemi yaşandı.


Arcadiusun ardından Theodosius II. tahtta geçti. Theodosius Valentianus III’ü Batı imparatoru olarak atadı.


Theodosius’un ardından imparator olan Marcianus, dönemin en büyük tehlikesi olan Hun imparatoru Attila’ya haraç vermeyi reddediyordu. Atilla, batı Roma ile ilgileniyordu ve bu harekete karşılık veremeden de öldü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails