12 Nisan 2010 Pazartesi

Julianus Dönemi

Edward Armitage "Julian Apostate Presiding at a Conference of Sectarians" 1875, Walker Art Gallery, Liverpool


Constantius ölmeden hemen önce Julianus’u halef olarak seçmişti. Artık Julianus tüm Roma devletinin imparatoru idi. Böylece harekete geçti. Serdica (Sofya) üzerinden Philippolis ve Perinthos’dan geçerek 11 Aralık 361’de halkın alkışları arasında Constantinopolis’e girdi. Caesar olarak Gallia gösterdiği başarılar imparatorluğun her yerine yayılmıştı[1].
Julianus ilk iş olarak Constantius’un cenazesini Constantinopolis’e getirtti. Cenaze alayını karşılamaya giderken, imparatorluk tacını giymemişti. Constantius havariler kilisesi olarak bilinen yere gömüldü.
[2]Julianus senatonun Constantius’u tanrılaştırmasına izin verdi.
Julianus’un önem verdiği diğer bir konuda kardeşi Gallus’un öldürülmesinde suçu olanların yargılanmasıydı. Bu nedenle Khalkedon’da bir mahkeme kurdu.
[3] Adaletli olması için sadece kendi adamlarını degil aynı zamanda Constantius’un adamlarından jüri seçti. Üstelik Constantius’un komutanı Arbitio’yu mahkeme başkanı yaptı. Arbitio’nun başkan olması ile gerçek suçlular ya aklandı ya da sürgün cezası aldı. Hiç suçu olmayanlar ise ölümle cezalandırıldı. Gallia’da praefectus iken görevini bırakıp kaçan Florentius gıyabında ölüm cezasına çarptırıldı ise de saklandığı için kurtuldu ve Julianus ölene kadar ortaya çıkmadı. Yine de cezalarını bulanlar da oldu. Gallus’un öldürülmesinde payları olan başmabeyinci Eusebius, Paulus Catena ve Apodemius ateşe atılarak öldürülmüştür. Mahkeme sonunda imparatorluk sarayının eski ileri gelenleri temizlenmiştir.



SARAY REFORMU
Diokletianus ve Constantinus zamanında imparatorlukta doğu monarşilerinin gelenekleri uygulanmaya başlamıştı. Saray görevlilerinin fazlalığı nedeniyle, saray giderleri ordu giderlerini aşmıştı. Bu sebeple Julianus bu fazlalıkları uzaklaştırdı. Sadece sayısal azaltma yapmamış, kalanların da yetkilerini kısıtlamıştı. Julianus kendi korumalarının sayısını ve ayrıcalıklarını azalttı. İmparatorluk kuryeleri olan agentes in rebus’un yetkileri artmıştı. Bu kişiler halkı soyuyor ve casusluk yapıyorlardı. Sayıları 17’ya indi ve sadece kuryelik yapmalarına izin verildi. Julianus kendisine Marcus Aurelius’u örnek almıştı. Lüksten nefret ediyor, sade bir yaşamı ilke ediniyordu. Görevden uzaklaştırılan iki kişi, kendilerini göreve tekrara alırsa Florentius’un saklandığı yeri bildireceklerini söylediklerinde, Julianus bunu kabul etmedi.
Aldığı önlemlerle giderler büyük ölçüde azalmış, halk büyük bir yükten kurtulmuştu. Julianus seremoniyi de kaldırmıştı. 362 yılı consülü Mamertinus’un söylevinde, imparatorun seremoniyi kaldırarak, cumhuriyet dönemi özgürlüğünün geri geldiğini ve halk ile iyi ilişkiler içinde olduğunu belirtir. Julianus yanlış bir davranışı nedeniyle kendisine bile para cezası verecek kadar adildir. Senato sadece isim olarak varlığını sürdürürken Julianus bu konu ile ilgili değişikler yapmıştır. Senato üyelerine vergi ve hukuk ayrıcalığı tanımıştır. Toplantılara katılıyordu. Kendisi içeri girdiğinde senato üyelerinden ayağa kalkmamalarını istemiştir.

PAGAN İNANCI REFORMLARI
Constantius ve Constans 346 yılında aldıkları bir kararla pagan tapınaklarını kapattırmışlardı ve adak yapanlar da ölüm cezasına çarptırılıyorlardı. Magnentius imparator olunca yeni bir yasa ile geceleri adak yapanlara izin vermişti. Ancak Constantius, Magnentius’un ölümünden sonra bu yasağı yeniden koydu ve kehanette bulunmayı da yasakladı(353). Bu kararlara uymayanlar ölümle cezalandırılıyordu. Buna karşı eski inanca bağlı kalanlar vardı. Kapatılan tapınakların malları yağmalanıyor, tanrı heykellerine ve pagan mezarlarına saldırılıyordu.


Julianus inancını, Constantius’tan çekindiği için gizlemişti. Ancak onun ölümünden sonra inancını göstermeye başlamıştı. 361 yılını sonunda çıkarttığı bir kararla, kapatılan tapınakların açılmasına ve adak yapılmasına izin verdi. Ayrıca mezhep ayrılıkları nedeniyle çatışan Hıristiyan önderlerini saraya davet ederek, çatışmaları bir yana bırakmalarını, herkesin korkusuzca kendi inancına ibadet edebilmesini rica etti. Julianus pagan inancına sahip olmakla birlikte, Hıristiyanlara karşı hoşgörülü olmadığını söylerler. Sokrates ve Theodoret
[4] Arian olmayanlara karşı alınan kararları bozmakla, Ortodoksları kazanmayı düşündüğünü söylerken, kilise tarihçileri Sozomenus ve Philostorgius [5] mezhep ayrılıklarını körükleyerek çatışma yaratmak istediğini söyler. Ancak Ammianus’un görüşü modern tarihçiler tarafından da kabul edilir. Julianus sabırlı ve yumuşak davranarak, insanların eski inançlara geri döneceğine inanıyordu.

DİĞER REFORMLAR
Julianus vergilerin adaletli olması için büyük özen gösteriyordu. Kentlerin ekonomisini düzeltmek için bazı önlemler almıştı. İmparator yakınları, memurlar, kuryeler bir kentten bir kente giderken kullandıkları taşıma hayvanlarının sağlanması halka bırakılmıştı ve bu çok ağır bir yüktü. Zamanla piskoposlarda bundan yararlanmaya başlamıştı. Julianus sadece kuryelerin kullanımı ile sınırladı. Ordu konusunda da bir takım değişiklikler yaptı. Disiplinli bir ordu olmasına çalıştı.



ANTIOKHEIA’YA GİDİŞ
362 yılının haziran ayında Antiokheia’ya gitmek için Constantinopolis’ten ayrılmıştır. İmparator Kalkhedon, Libyssa üzerinden Nikomedeia’ya geldi. 358 yılında büyük bir deprem geçirmiş olan Nikomedeia yıkılmış durumdaydı. Uzun zaman geçirdiği bu kenti bu halde görünce çok üzüldü ve kentin onarımı için büyük bir bağışta bulundu. Daha sonra Nikaia, Juliopolis, Pessinus
[6] kentlerine uğrayarak Ankyra ve Kappadokia üzerinden Antiokheia’ya vardı.
Antiokheia’da Pers savaşı hazırlıklarından vakit bulunca sık sık yazıyordu.
[7] Halkın sorunlarına çareler arıyor, kentin ekonomik durumunu düzeltmeye çalışıyordu.


Sonunda Julianus 363 yılının mart ayında 65.000 kişilik bir ordu ile Antiokheia’dan ayrıldı. Fırat’ı geçti, birliklerin küçük bir kısmını Armenia kralı ile birleşmesi için bıraktı, Fırat’ı takipederek Babylonia’ya doğru hareket etti. Dicle’yi geçerek Ktesiphon önünde bir zafer kazandı. Pers kralı Sapor’un esas ordusuyla yaklaştığı haberini alınca Dicle boyunda ilerledi. Bu yolculuk esnasında Persler durmadan saldırdılar. Bu saldırılarda Julianus yaralandı. Bunu duyan askerler öfke ile düşmana saldırdı ve zafer kazandılar. Ancak Julianus’un yarası çok ağırdı ve kan kaybediyordu. Gece yarısından önce öldü
[8]. Tarihçiler Julianus’un Persler tarafından değil hıristiyan bir Romalı tarafından öldürüldüğünü kabul ederler. İsteği üzerine gösterişsiz bir tören ile Tarsos’a gömüldü.[9]

[1] Ammianus Marcellinus 20.7.9. vd.
[2] Sokrates 3.1.50., Gregorius Nazienzus orat.5.16., Libanius orat.1.120.
[3] Khalkedon’u seçmesinin nedeni, mahkemenin kendisi ve Constantinopolis halkının etkisinden uzak olmasıydı
[4] Sokrates(31.1.48.), Theodoret (3.4.)
[5] Sozomenus (5.4.8), Philostorgius (7.4)
[6] Sivrihisar-Ballıhisar
[7] Symposion yada Caesares, Kata Galilaion
[8] Amm. 25.3.23.
[9] Amm. 25.2.5, 25.9.12

4 yorum:

  1. çok ilginç böyle bir imparator olsun kendine ceza kesecek kadar vay be. süpersin gene bilgendirdin bizi...

    YanıtlaSil
  2. Julianus'a tarihte dinden döndüğü için -Apostata- dönek derler ama ben bunu hiç kullanmam. O kadar dürüst ki böyle bir yakıştırmayı haketmiyor. O aslında hiç bir zaman hıristiyanlığı kabul etmedi ki dönek olsun. O hep paganist oldu. Benim Roma İmparatorları içinde en sevdiğimdir.

    YanıtlaSil
  3. Sevgili thalassapolis sayende geç Roma ile ilgili çok güzel şeyler öğrendim. Julianus için kullanılan bu lakap gerçekten hiç hoş değil. Çok da dürüst biriymiş gerçekte. Devamını bekliyorum sabrısızlıkla...

    YanıtlaSil
  4. Sarpedon çok teşekkür ederim. Devamı gelecek sevgiler...

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails