Latince’de
haç için kullanılan daha eski bir isim pek çok Romalı yazarın yazılarında
ortaya çıkıyor. “Arbor infelix” yani şansızlık ağacı. Günümüzde bir çok
araştırmacı çarmıha germe olaylarının canlı ağaçlarda gerçekleştiğine inanıyor.
Suçlular basit bir biçimde ağaca bağlanıyorlar ve kaderlerine terk
ediliyorlardı. Böylece ya susuzluktan yada aç bir vahşi hayvanın kurbanı
oluyorlardı.
Bu
ölüm cezası kansız olarak değerlendirildiği için Latin halkı tarafından tercih
edilmiş olmalıydı. Çünkü eski kültürlerin çoğunda katliam bir tabu olarak
değerlendiriliyordu.
Çarmıha
germe olayı her ne kadar Romalılar ile özdeşleşmişse de tarihçiler Romalıların
bu dehşetengiz cezayı Phön savaşları sırasında Kartacalılar’dan öğrendiklerini
ileri sürüyorlar. Ama aslı uygulayıcının Persler olduğu bilinmekte. Öte yandan
Makedonların da çarmıha germeyi kullandıkları bir başka gerçek. İ.Ö: 4.
yüzyılda Büyük İskender binlerce savaş esirini çarmıha gerdirmişti.
Çarmıh
eski Mısır’da da biliniyordu. Yunan Mitolojisinde ise sembolik biçimde yer
almıştı. Prometheus büyük bir cesaretle ateşi insanlara getirmeye cüret ettiği
ve tanrıların işine burnunu soktuğu için kayaya çivilenmişti. Tantalos, ölüler
diyarında tutukluyken dünyanın nimetlerinde uzak kalmış ve özlü sözlere konu
olan acılar çekmiştir. Buradan yola çıkarak ilk olarak dini bir cezalandırma
yöntemi olduğu doğrulanıyor.
Yeniden
Roma İmparatorluğuna döndüğümüzde klasik çarmıha germe olayının
gerçekleştirildiği yerde, tarihçilerin ve arkeologların pek çok yeni şey
bulduklarını görüyoruz. Hıristiyanlık çarmıhtaki bu yavaş ölümü her zaman Roma ile
özdeşleştiriyordu. Elbette Hz. İsa’dan başka tanınmış kurbanlar da vardı:
Spartacus, köle ayaklanmasının bedelini
binlerce taraftarı ile birlikte canını vererek ödemişti. Havari Pierre
çok acı bir biçimde çarmıha gerilmişti.
Peki
çarmıha gerilenin ölüm nedeni neydi? İşte bu noktada çarmıh cezasının iğrenç
etkisi açıklık kazanıyor. Önce vücudu vuran ağrı dalgaları aralıksız
beliriyordu. Kurbanın sımsıkı bağlanmış olması yada çivilenmiş olması fark
etmiyordu. Suçlu kaderine terk edilmiş bir halde çarmıhta sallanmaya
bırakılmışsa çok geçmeden kol kaslarına kramp girmeye başlıyordu. Çarmıha
çivilenmişse vücut ağırlığının sürekli aşağıya çekmesi yüzünden yaraların
sancısı berbatlaşıyordu. Suçlu bacaklarını doğrultarak ve oturaktan yararlanarak
ağrılarını azaltmaya çalıştığı an kasları geren başka bir pozisyonla yeni bir
işkenceye maruz kalıyordu.
Bütün
bu belirtiler, doğrudan ölüme yol açmıyordu. Yalnızca akıl almaz acılar
veriyordu. Ölümün kendisi yavaş yavaş geliyor, öteki etkenler de merhamet
gösteriyordu. Kan dolaşımını sinsice ve yavaşça kesilmesi sonucunda her şey bitiyordu.
Bacakların hareket yeteneğini yitirmesi tansiyonu da düşüyordu. Gönüllü tıp
öğrencileriyle yapılan deneyler, yalnızca kollarından asılmış bir insanın
tansiyonun 120 olan normal değerin 6 dakika 70’düştüğünü göstermiştir. 12.
dakikasından sonra kan dolaşımının
tamamen çökmesi tehlikesi oluşuyordu.
Tıp
adamlarının belirttiğine göre ölü adayı uzun bir süre daha acı çekiyordu. Çünkü
organizma yeni duruma alışmaya ve kendince çözüm bulmaya çalışıyordu. Ne var ki
bu arada başka bir tehlike pusuda bekliyor; önce kan pıhtısı oluşuyor, kan
damarlardan sızıyordu. Bir tıkaç kan damarını tıkıyor böylece akciğerlere giden
kanın kesilmesi tehlikesi doğuyordu. Böylece durumun daha da kötüleşmesi
kaçınılmaz oluyordu. Bütün vücut işlevlerinde görülen yavaşlama kandaki
oksijenin taşınmasını olumsuz etkiliyordu. Sonuç olarak nefes darlıkları
kurbanı paniğe sokuyordu.
Pek
çok durumda ölen kurbanın cesedi vahşi hayvanlar tarafından yenilinceye kadar
bekletiliyordu. İnanç olarak parçalanmış vücut ölümden sonra bir başka dünyada
yaşamayı engelliyordu. Romalılara göre yalnızca düzgün bir biçimde gömülenler
ölümden sonra dirilmeyi hak ediyordu.
Hz.
İsa Protestan kitaplarına göre 6 saat kadar çarmıhta kalmıştı. Bu aynı zamanda
celladın neden bacağını kırdığını açıklıyor ölümü hızlandırmak için.
Bu
tüyler ürpertici konu hakkında gerçekten olumlu bir şey söylemek mümkün mü?
Galiba bir nokta var…İlk hahamların yaşanmış olaylardan oluşturdukları bir
derleme olan Talmut’ta çarmıhtaki ölü adaylarının bazen hayatta kalma şansına
sahip oldukları belirtiliyor. İşkencecilere rüşvet veriliyor ve böylece
akrabalar bekçinin zamanından önce alanı terk etmesini sağlıyor. Böylece kişi
ölmeden kurtarılabiliniyor.
Ne
olursa olsun böyle bir işkence ile ölmek korkunç bir şey olmalı.
˜SON™